SON DAKİKA
Hava Durumu

MUDANYA’NIN TARİHİ…. ANTİKÇAĞ VE İLKÇAĞ

Yazının Giriş Tarihi: 07.02.2026 01:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.02.2026 01:27

Mudanya’nın kuruluşuna ilişkin olarak yansıtılanlar daha çok söylencesel niteliktedir ve gerçekliğinin kanıtlanması hemen hemen olanaksızdır.anadolu’nun orta yaylasında hitit uygarlığının yükseldiği çağlarda,batı ve kuzeybatı anadolu yazılı tarih dönemine henüz girmemiş bulunduğu için,bu bölgelerdeki arkeolojik kazılardan kesin saptamalar yapmaya yarayacak sonuçlar elde edilememektedir.

Mitolojik öğeleri ağır basan ve gerçekliği konusunda ciddi kuşkular beslenen ‘’argonautlarsöylencesi’’negöre,’’argo’’ gemisi ‘’mysia kıyılarına (savlandığına göre bugünkü mudanya kıyılarına) yanaşmış ve ‘’ ilylas’’burada kaybolmuş veya ‘’nympha’’lar(zeusun kızları) tarafından kaçırılmıştır..(bak.argonautlar).

Ne var ki kios’un(gemlik) argonautlar tarafından kurulmuş olduğu idealist tarih anlayışınca genel kabul görmekte ise de,myrleia(sonra apameia/montaniac/mudanya) için böyle bir görüş öne sürülememektedir.

Myrleia’nın ,günümüzdekimudanya’nın 1 kilometre güneydoğusunda bulunan ve hisarlık adıyla anılan yayvan tepe üzerinde,10. 700’’le 500 yılları arasında son kent devleti kolophon’lular tarafından kurulduğu kabul edilmektedir.bu kentin bazı izlerine,tepe üzerinde surlar içinde oldukça yoğun(akrepolis),kuzeye doğru daha seyrek yerleşme alanlarında (aşağı kent) ve daha kuzeydeki liman kalıntılarında rastlanmaktadır.

Kuruluşundan bir süre sonra batı ve kuzeybatı anadolu’da pers (iran) egemenliğine karşı başlatılan ‘’ioniaayaklanması’’sırasında (iö.500-494),general hymaies komutasındaki ordu kios’u işgal ettikten sonra hellespontos’a (çanakkale boğazı) geçerken,myrleia’yı da etkilemiş olmalıdır.ne var ki tarihin babası sayılan herodotos,kios’tan (gemlik) söz eder ama,historica’ındamudanya’nın izine rastlanmaz.

Myrleia dolaylarındaki pers egemenliği, iö.334’ten itibaren sona ermekte ve yerini iskenderin (salt.iö.336-323) başlattığı helenistik çağ almaktadır.bu tarihten sonra iö.ııı.yüzyılın bitimine değin,myrleia’nın da kios gibi yarı bağımlı bir hellen kenti olması düşünülebilir.10.205’te makedonia kralı phlipposv,roma’ya karşı bağlaşığı olan bithynia kralı prusias ı (salt.iö.230/227-182) adına kios’la birlikte myrleia’yı da işgal ederek,aynı zamanda damadı da olan prusias’averdi.prusias ı tahrip edilen kenti yeniden bayındır hale getirerek apameia adını verdi (bu ad kralın karısının,yaniphilippos’un kızının adı olan apame’yle bağlantılıdır.)

Bütün bithynia gibi myrleiada ,iö.74 yılında kral nikomedesıv’ün ölümü üzerine,vasiyeti gereği roma’yakaldı.bu oldu bittiyi kabul etmeyen pontos kralı mithridateseupator (salt. İö. 111-63),başlangıçta roma ordusuna üstünlük sağlayarak bir süre tüm bithynia’yı ele geçirdi.ancak iö.72 yılında,kyzikos (edincik) doğusunda ve myrleia yakınlarında romalı general lucullus’ayenilince,roma ordusu trianus komutasında myrleia, prusa(bursa) ve tüm bithynia’yı kesin olarak işgal etti (iö.70 dolayları).bu savaşlar sırasında prusa ve kiosyanında,apameia/myrleia’nın büyük ölçüde tahrip edildiği bilinmektedir.(bak.bithynia krallığı)

Mithridates’inyenigisindensonra,bir süre daha kargaşa içinde kalan kent,roma imparatoru augustus(doğ.iö.63-öi.is.14) tarafından ordu üssü yapıldı ve ‘’coloniajuliaconcordiaaugustaapameia’’ adıyla bir roma kolonisi haline getirildi.

ARGONAUTLAR SÖYLENCESİNE GÖREMUDANYA

(Yunan) Altın Post'u almak amacıyla Kolkhis'e gitmek içın Argo adlı tekneyle yolculuğa çıkan Akhalı kahramanlar... Yaklaşık 50 kişidir. Önderleri İason'dur. Aralarında Herakles, Kastor, Polluks ve Orpheus gibi mythos kahramanları vardır. Thessalia'dan yola çıkarlar, Lemnos (Limni) ve Samothrake (Semendirek) Adalarına uğrayarak, nice serüvenden sonra Kolkhis'e (bugünkü Gürcistan) varırlar. İason, Kolkhiskralı Aietes’in kızı Medeia'nın yardımıyla Altın Post'u ele geçirir. Genç kız İason ile kaçar. Bu seferin kahramanlarına ilişkin sayısız söylenceden,Argonautika adlı, Rodos'luApollonios’un kaleme aldığı gerçek bir destan dizisi doğar. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonautlar serüvenini, bize "bir tüm" olarak Rodos'luApollonios anlatmıştır. M. Ö. III. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarıdır. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işlemiştir. Medeia ile İason söylenceleri ise tragedya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Seneca'ya konu olmuştur.

Bu uzun öyküyü, çeşitli bölümlerini başlıklarla göstererek özetlemeye çalışalım:

Argo Gemisi Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz’in Kolkhis ülkesinde Altın Post’u aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli ya da elli beş kürekli bir tekneymiş. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş.
Bkz. Argos.


Argonautlar Kimlerdir? Sefere katılanlar Troia Söylencesi kahramanlarından önceki kuşaktan kişilerdir. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tutmaz, ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason, gemi ustası Argos, dümenci Tiphys, ozan Orpheus, İdmon, Amphiaraos ve Mopsos adlı önbiliciler, Boreas'ın oğulları Kalais'leZetes, Kastor'laPolydeukes, Peleus'laTelamon, Meleagros, Herakles ve daha başkaları.

Altın Post Altın Post, bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'laHelle'yi sırtına alıp Hellas (bugünkü Yunanistan)'tan Karadeniz’deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun postudur. Kız kardeşi Helle boğazları geçerken denize düştükten sonra (Hellepontos [Helle’nin Denizi], bugünkü Çanakkale Boğazı), Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aietes'e, Zeus'a kurban ettiği koçun altından postunu verir. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar.

Seferin Nedeni İolkos kralı Aison tahtını üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştır. Aison'un oğlu İason delikanlılık çağına gelince Pelias'ın karşısına çıkıp tahtını geri ister. Pelias da ondan kurtulmak için, önce Kolkhis'e gidip Phriksos'un orada bıraktığı Altın Post’u getirmesini buyurur. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır, Hellas (bugünkü Yunanistan)'ta ne kadar gözü pek, atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan, bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar.
Bkz. İason, Pelias, Aias.

Yolculuk Argo teknesi Thessalia'daki bir limandan denize indirilir. Tanrı Apollon'a yapılan kurbanlar, önbiliciİdmon tarafından iyiye yorumlanır. İdmon'un kendisinden başka, yolcuların hemen hepsi geri dönecektir.

Lemnos Adası Birinci durak Lemnos Adası’dır. Adanın kadınları kocalarını öldürmüşlerdir. Adada erkek olmadığından Lemnos kadınları Argonautları iyi karşılar ve onlarla sevişerek gebe kalırlar.
Bkz. Thaos, Hypsipyle.

Samothrake, Kyzikos Çanakkale Boğazı’na girmeden Samothrake (Semendirek) Adası’na varırlar ve ozan Orpheus'un öğüdüne uyarak adadaki gizemlere erdirilirler. Oradan da Marmara Denizi’ne girerler ve Arktonnesos (Kapıdağı Yarımadası)’na ulaşırlar. Dolionlar kralı Kyzikos'u yanlışlıkla öldürürler.
Bkz. Kyzikos.

Mysia'daHylas'ın Kaybolması Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya limanına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisi kesmeye gider, yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardır. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermişlerdir. Geri gelmeyince Herakles onu aramaya koyulur ve şafak sökerken hala dönmediklerinden Argo, Herakles'i Mysia'dabırakarak yoluna devam eder.
Bkz. Hylas, Herakles.

Hylas’ın Kaçırılması

Amykos, Phineus Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u, Polydeukes'in yenmesi üzerine yelken açan Argo’yu fırtına, Boğaz’dan uzaklara Thrakia (Trakya) kıyılarına atar. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlarlar. Bu kralın başına Harpyalar dadanmıştır. Kanatlı, kadın yüzlü canavar olan Harpyaları yel-tanrı Boreas'ın oğulları Kalais ile Zetes yener ve kovarlar. Bu iyiliğe karşılık Phineus, Argonaurlara ilerde karşılarına çıkacak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini anlatır.
Bkz. Amykos, Harpyalar, Kalais, Zetes.

Çarpışan Kayalar Karadeniz’e çıkmadan Symplegadlar yani çarpışan kayalardan geçmeleri gerektiğini Phineus söylemiştir, Argonautlara. Mavi Kayalar diye de tanımlanan bu iki kaya, aralarından bir tekne geçince yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır, ne varsa paramparça ederlermiş. Phineus, Argonautara şöyle bir denemede bulunmalarını salık vermiştir: "Kayaların arasından bir güvercin uçurmalarını, güvercin geçebilirse, kendilerinin de hemen arkasından geçmeye kalkışmalarını, yoksa vazgeçip gerisingeri Hellas (bugünkü Yunanistan)'a dönmelerini..." İason bunu yapar. Uçurduğu güvercin ancak kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer, arkasından Argo teknesi, Symplegadların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpışmaktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıkları anlatılır. İstanbul Boğazı’nda akıntı yüzünden oynak kayalar mı vardı, yoksa Boğaz’ın olağanüstü burgaç ve akıntıları söylenceye böyle bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu engeli de aştıktan sonra Argonautlar, HellenlerinPontosEukseinos, yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz’e çıkarlar.

Amazonlar ve Kolkhis’e Varış İlk durak Maryandynlerin ülkesidir. Kral Lykos onları iyi karşılar, ama bir yaban domuzu avında önbiliciİdmon ve dümenci Tiphys ölür. Argonautlar daha öteye gidip Amazonlar ülkesine çıkarlar. Amazonların ülkesi Thermodon (Terme Çayı) ve Themiskyra (Terme) kentiyle odaklanır söylencede. Durak yapmadan Kafkas Dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerlerler ve Phasis Irmağı’na (Pasinsu) yani Kolkhis (Gürcistan) topraklarına varırlar.
Bkz. Amazonlar.

Medeia, Altın Post’un Alınması Argonautlar, Altın Post'u istemek için kral Aietes'in karşısına çıktıklarında, kralın kızı Medeia,İason'u görür ve büyük bir aşkla ona tutulur. Güçlü bir büyücü olan Medeia bundan böyle Argonautların ve İason'un bütün işlerini eline alır ve dileğince yönetir. Kral Aietes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. Ama İason’un, bir ejderi öldürmesini, ateş püsküren, tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşmasını ve öldürdüğü ejderin dişlerini ekmesini ister. İason ister istemez bu koşullara evet der. Medeia araya girer, İason'a kendisini eş olarak almaya söz verirse yardım edeceğini söyler. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Bu merhem bedene sürüldüğünde, deri silah işlemez hale girer, bir gün boyunca insan, ne yaralanır ne de ölürmüş. Ejderhanın dişlerini toprağa ektikten sonra silahlı adamlar biteceğini, aralarına bir taş atarsa, bunların kavgaya tutuşup birbirlerini öldüreceklerini de bir bir anlatır. Medeia'nın dediği gibi olur, İason boğaları boyunduruğa koşar, ejderin dişlerini tarlaya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları birbirlerine öldürtmeyi başarır. Ne var ki Aietes gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. Argo teknesini yakmaya ve Argonautları öldürmeye kalkar. Ama Medeia daha hızlı davranmış, İason'la el ele vererek Altın Post'u bekleyen ejderi uyutmuş ve koçun postunu, yani Altın Post’u alıp Argo’ya kaçırmıştır. Ertesi sabah Argo teknesi şafak sökmeden yola çıkar. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir yola başvurur: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğrar ve parçalarını yol boyunca denize serper. Arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla zaman yitirdiklerinden Argonautlara yetişemezler.
Bkz. Medeia, Apsyrtos, Aietes.

Dönüş Yolculuğu Destanın bu bölümü de karışıktır. Bir anlatıma göre Argo, Karadeniz’de İstros (Tuna) Irmağı’nın ağzına varır ve ırmak yoluyla Adriyatik Denizi’ne çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna, Karadeniz’i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoludur). Ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulunca, Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. Kirke, Medeia'yı, kardeşini öldürmüş olmanın suçundan arındırır, ama İason'u konuklamak istemez. Argonautlar, Seirenlerin yaşadığı adanın önünden geçerken ozan Orpheus canavarları büyüler, söylediği ezgiler o kadar güzeldir ki gemiciler Seirenlerin sesine kulak vermezler. Hera'nın koruyuculuğu altında Kharybdis'leSkylla uçurumlarını da geçerler. Bu kez fırtına onları Libya kıyılarına atar, oradan Girit'e geçerler. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adında bir dev yaşarmış. Talos tepeden tırnağa tunçtanmış, yalnız ayak bileklerinden biri etten olup, içinde bir kan damarı bulunmaktaymış. Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit kralı Minos, adayı korumak görevini vermiş. Argonautlar Girit'e yaklaşınca, Talos koca bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak olur, ama Medeia onu büyüler. Dev birden ayağını burkarak bileğini sıyırınca, damarından akmaya başlayan kan bir daha durmaz. Talos böylece can verir.
Bkz. Talos, Minos.

İolkos’a Dönüş İason, Altın Post'u amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. Babası Aison'un öldüğü haberini alır, Pelias'ın da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadığını görür. Burada Medeia'nın tüyler ürpertici bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıyla arkadaşlık kurar, yaşlanmakta olan babalarını gençleştirmenin umarını kendilerine öğreteceğini söyler. Örnek olsun diye yaşlı bir koç alarak keser, büyülü otarla kaynayan bir kazana atar, birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalarını öldürüp kazana atarlar. Dirilmediğini görünce çılgına dönerler. Babalarını öldürdüklerinden dolayı da yurtlarından sürülürler.
Bkz. Pelias.

Medeia’nın Sonu İason'laMedeia bu suçu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. Bir süre sarayında alıkoyduktan sonra, Medeia'yı uzaklaştırmanın yolları arar. İason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Kreon'un kızı Kreusa ile evlenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve onu Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. O sırada büyücü kadın, ömrünün en korkunç suçunu işler: Kreusa'ya güya düğün armağanı olarak bir giysi gönderir, kız onu giyer giymez yanmaya başlar. Bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. Bundan sonra atası Helios'un kendisine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse çocuk doğuracağını söyler. Theseus'u da öldürmeye kalkışınca, Atina'dan da sürülür. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenlerden sonra babası Aietes'le barıştığı bazı söylencelerde anlatılır.
Bkz. Medeia.

Argonautika*

Bizans Dönemi

Is.395 yılında roma’nın ikiye parçalanışı aşamasında, doğu(bizans) imparatorluğu’nun payına düşen apameia’nın 1321’de osmanlılar tarafından fethedilişine değin araplar ve selçuklular döneminde bizans egemenliğinden çıkıp çıkmadığı kesin olarak bilinmemektedir.selçuklu sultanı kılıçarslan ı (salt.1092-1107) döneminde ,bizans kaynaklarının ‘’ ilhan’’ sanıyla andığı ve kimi belgelerde sultanın kardeşi davud olduğu öne sürülen bir komutanın önderliğinde selçuk ordusunun kapıdağ ve balıkesir dolaylarına akın yaptığı sırada ,mudanyanıntürklerin eline geçip geçmediğine değin bilgilerden yoksun bulunulmaktadır.yineanadoluselçuklu sultanı mesut ı (salt.1116-1156) döneminde,selçuklu ordusunun kirmastı (mustafakemalpaşa) dolaylarındaki etkinlikleri sırasındamudanya’ya yönelik bir girişimi olup olmadığıdabilinmemektedir.bu etkinlikleri sırasında selçuklular, kamytzos komutasındaki önemli bir bizans gücünü bozguna uğratmışlardı.

Haçlı seferleri’nin başlamasıyla kios (gemlik) gibi apameia’da(mudanya) özel bir önem kazanmışgörünmektedir.dördüncü haçlı seferi sırasında istanbulda bir latin imparatorluğu kurulunca (1204),fransızlardan oluşan bir haçlı ordusu,kostantinopolis’ten(istanbul) gemilerle kios ve apameia’yaçıkarıldı,bu iki kıyı kenti anadoluda haçlı ordularının lojistik destek üssü olarak kullanıldı.(bak.haçlı seferleri)

Bu işgal döneminde apameia’ya ‘’dağlık yöre’’ anlamına gelen ‘’moutagnac’’ veya ‘’montaniac’’ adı verildi.kios’a(gemlik) verilen ‘’civitot’’ adının,halk arasında benimsenmeyerek anılmasına karşın,apameia’ya verilen ‘’moutagnac’’ veya ‘’montaniac’’ adının yerleştiği ve türkçemudanya’nın , bu adların dönüşümüyle oluştuğu anlaşılmaktadır.

Osmanlı Dönemi

Mudanya,1321 yılında orhan gazi tarafından fethedilerek osmanlı topraklarına katıldı.bir süre önemini yitirerek bursa’nın iskelesi olma konumunu kurşunlu’ya kaptırmışsa da ,daha sonra yeniden önem kazandı.özelliklexıx.yüzyıldan itibaren bursa ve çevresinde gelişen ham ipek üretiminin ihraç iskelesi olarak mudanya,daha da ilgi topladı.bu gelişme sürecinde1873-1874’lerde mudanya-bursaarasında demiryoluulaşımının sağlanması zorunluluğu doğdu.bu amaçla hazırlanan bir dar hat projesinin uygulanması işi bir fransız şirketine verildi.demiryolu 18 haziran 1892 günü işletmeye açıldı.(bak tren)

Osmanlı devletinin son dönemlerinde,mudanya özellikle dünyaca ünlü zeytini,zeytinyağı yanında bir ticaret limanı olarak önem kazandı.gerek ilçe merkezi,gereksetrilya bucağı ve siği(kumyaka),potamia(dereköy),burgas (güzelyalı) vb.bazıköyler,hırıstiyanosmanlı yurttaşlarının yoğun yaşadığı merkezlerdi.

Kurtuluş savaşın’da birinci dünya savaşı sonunda mudanya ,ingiliz askerleri tarafından önce 25 haziran 1920 günü işgal edilmek istenmişsede ,şükrü çavuş adında yurtsever bir askerin ateş açması sonucu bu girişim sonuçsuz kaldı.(bak.mudanyalı şükrü çavuş).ancak 6 temmuz günü,denizden bir savaş filosunun ve havadan savaş uçaklarının türk mevzilerini yoğun bir ateş altına almasının ardından,mudanyaingilizler tarafından işgal edildi.ingilizler,bir süre sonra yerlerini yunanlılarabıraktılar.kent,düşman işgali altında iki yıldan uzun süre kaldıktan sonra 12 eylül 1922 günü halit paşa komutasındaki kocaeli grubu birlikleri tarafından kurtarıldı.

Mudanya,yakın tarihimizde 3-11 ekim 1922 günleri arasında bu kentte toplanan ‘’mudanyakonferansı’’nedeniyle seçkin bir yer tutmaktadır.kurtuluş savaşımızın başarısını perçinlediği gibi,yenitürk devletinin dünya önünde tanınmasını da kesin olarak belgeleyen ‘’mudanya ateşkes anlaşması’’ ile askerlik alanında kazanılan büyük zaferin siyasal sonuçlarının alınmasına dönük en somut adımlar,böyleliklemudanya’da atılmış olmaktadır.(bak.mudanya ateşkes anlaşması) .

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.