Bursa Kozahan da dolaşmayı, oranın muhteşem ipek kumaşlarına dokunmayı ve orada alışveriş yapmayı çok severdim.
Özellikle Eylül aylarında uzun uzun orada oturup çay simit yemeğe bayılırdım.
Yine bir Eylül ayında Kozağanda dolaşırken dükkanın birinde bir kadına takılıverdi gözlerim.Bu güzel kadın,
masmavi iri gözleri ve açık kumral sarımtırak uzun saçları ile toz pembemsi harika bir elbisenin içinde kuğuya benziyordu adeta!.
Yabancı sandım ilk önce .
Lakin kulak verdiğimde türkçe konuştuğunu duydum.
Kozahanın içinde bir masaya oturmuştum. Kadının dükkanın önünde durup vitrine bakan prenses halini, nedenini bilmediğim bir şekilde seyretmeye dalmıştım..
Bir müddet sonra eline irmik helvası alıp yan masama oturmuştu. Helvayı yemeyip karıştırıyor,
çayını içerken de gözleri sanki uzaklara dalıyordu.
Aradan bir hafta geçmişti.
Pazartesi sabahının erken saatlerinde Bursa da Tophanenin oradaki merdivenlerden aşağıya iniyordum.Bir gece önce orada yaşayan bir öğretmen arkadaşımda kalmıştım.O işine gidince bende yoluma koyuldum.Arkamda ani bir ses duyunca,yaşlı bir kadının basamadığı son merdivende dengesinin bozulup kendini yerde bulduğunu gördüm.
Benimle beraber bir kaç kişi hemen teyzenin yanına koşmuştu.
İlginç bir şekilde teyzenin ağlayışı bile gülümseyen bir suratın ifadesindeydi.
Ben taksi çağırıp teyzeyi akabinde oraya en yakın hastanenin aciline götürmüştüm.
Çok şükür ki, ciddi bir şeyi yoktu.Ama biraz ağrısı,kalçada biraz morluğu ve korkusu vardı.
Hastaneden çıkınca ona nerede oturduğunu sormuştum.
Çekirge deyince onu evine bırakmaya karar verdim.Teyzem çok tatlı dilliydi.
Sürekli bana" ah cici kızım" diyordu.
Ağlarken bile gülenlerdendi hani.
Adını sordum.Bol kahkaha ile "Şeker" dedi..
Bana "Şeker teyze" derler kızım .Biz yunanistanlıyız.
Selanikten geldik.Uzun yıllar İzmir Bornova da yaşadık.Kızım Bursa'ya evlendikten sonra bizde eşimle Bursa' ya taşındık evladım" dedi.
Şekerden tatlı dilinin ısrarı, beni evinin içerisine sokmayı başarmıştı.
İlk defa yeni tanıştığım birinin evine girme cesaretini göstermiştim.
Hayatım boyunca yaptığım bu ilk girişimin verdiği bir şaşkınlık içerisine girmiştim.
Kahve yapmaya yardım ettim.
Seneler önce kocasını kaybeden Şeker teyzenin kızının resimleri , evinin tüm duvarlarını süslüyordu ama yanında kızı yoktu.Resimlere baktığımı gören Şeker Teyze, tatlı tatlı ama boynu bükük birçok şeyi anlatmaya başlamıştı. Kızı Zuhal kocasını ve oğlunu trafik kazasında kaybettikten sonra Bursa'yı terketmiş ve kısa süreliğine İngilteredeki halasının yanına gitmiş.
Annesini İngiltereye aldırmak adına bir İngiliz ile evlenmeye hazırlanan Zuhal
yaklaşık altı yıl önce kanserden vefat etmiş.
Şeker Teyze," erkek kardeşimle aynı apartmanda oturuyorduk.
Kardeşim de üç sene önce vefat etti. Yalnızlığa alışmam çok zordu evladım.Fakat öyle bir zaman oldu ki, Allahım bana acıdı sanki ve bir evlat daha verdi "dedi..
Acıların içinde şeker kalabilen bir kadın vardı karşımda.
Doğrusu onunla tanışmam hayata bakışımı etkiledi diyebilirim.
Kahve içerken kapının zili çalmıştı.İstirahat etmesi gereken Şeker teyzeye , " Siz kalkmayın ben açayım" dedim.Lakin teyze" Açma İpek kızım gelmiştir.İlk kapıyı çalar korkmayayım diye, sonra anahtarı ile kendi açar" dedi.
İçeriye uzun ipek saçları ile salınan 45 yaşında, olduğu yaşından çok daha genç gözüken güzel bir kadın girmişti.
İnanamadım.
Sanki hayatta hiç birsey tesadüf değildi!Bu kadın Kozağan'da dikkatimi çeken kadının ta kendisiydi.
Şeker teyze olanları İpek Hanım' a anlatınca olanca nazikliğinle kadın bana çok teşekkür etmişti.
Genç kadın mutfağa gidip geldikten sonra," çayı koydum Şeker annem yanına da birşeyler aldım Kozahan'dan" dedi. O kadar sıcak insanlardı ki yanlarında kendimi onların 40 yıllık dostları , yakınları gibi hissetmeye başlamıştım.Bu
duygunun bana birşey öğreteceğine emindim sanki!.
İpek hanım Şeker anneden de şeker ve samimiydi.
Konuştukça göründüğü kadar havalı biri olmadığını ve içinde çok fazlasıyla insancıl ve sevgi dolu bir kalbe sahip olan edalı bir kadın olduğunu anlıyordu insan!.Bir süre sonra bana" Hanım değil İpek diyebilirsiniz" dedi.O Pazartesi, sabahtan akşam yemeğine kadar ilk defa tanıştığım bir yerin esiri olmuştum sanki.Hayat nasiple yaşanan çok renkli ve farklı sınavlarla dolu garip tevafuk bir yoldu.
İpek bir süre sonra çay ile börek getirmişti.Öyle şeyler dinledim ki, ben çayımı içmeyi bile unutup soğutuyordum.
Sıraya koyar gibi, bir Şeker teyze, bir İpek konuşuyordu.
İpeğin annesi alzheimer' dan ölünce 26 yaşında eşinden boşanan İpek kardeşi ile yalnız kalmıştı.
Son derece başarılı kızkardeşini kazandığı üniversitede okutmaya çalışan İpek hayat mücadelesi ile boğuşmaya başlamış.
Liseyi bitirdikten sonra babasının onları terkederek , Almanya' ya başka bir kadınla gitmesinden hemen sonra evlenen İpek , mutsuz bir evlilik geçirmiş ve birkaç yıl sonra boşanmış.
Kızkardeşi Bursa'da tıp fakültesini kazanınca,
İstanbul'dan ayrılıp annesinden kalan evlerini satarak Bursa'ya yerleşmişler.
"Lakin hayat zor.Bursa'ya İstanbul da yetişmiş bir insan olarak alışabildiniz mi?" diye sorduğumda, başka şansımız yoktu.Kimsemiz de yoktu zaten. İstanbul bize ağır gelmeye başlamıştı.Lakin sadece İstanbul' un değil hayatın zor olduğunu Bursaya gelince daha iyi anladım" dedi.
Ben nasıl yani deyince gözleri dolmuştu ve "size şimdi ben koca bir yalanı anlatayım o zaman" dedi.
İpek böylece bana yaşadıkları ile yalan diye adlandırdığı hikayesini anlatmaya başladı.
" Bursa' ya ilk geldiğimde depresyona girmiştim.Çünkü eski eşim İspanyol sevgilisi ile evlenip İspanya' ya yerleşmişti.
Çocuğumu doğumda kaybettim.
İçimdeki çocuk hasretini de bir türlü dindiremedim.
Bir süre hazır paramı mecburen yedim.Sonra kendimi toplarlamaya çalıştım.
Kardeşime ve kendime bakmak zorundaydım.
Bursa'ya geldikten beş ay sonra iş arayabildim.
Bursa' da oldukça iyi durumdaki bir esnaf aynı zamanda iş adamı da diyebileceğimiz bir adam ile tanıştım.
"Bana numaranızı verin.İş ayarlayabilirsem size haber veririm" demişti. Yakışıklı , saygın ve efendi biriydi bu adam.
Setbaşı tarafında çalışan tanıdık tatlı bir hanım, bana bu adama git iş bulur sana çevresi geniş, saygın, iyi ve dinine bağlı bir adamdır Furkan bey demişti.Ben ise çok fazlasıyla iş görüşmelerine gidip geliyordum zaten.Ama nafile!.Çok güzel ve gençtim.
Bazen bakışlardan çok şey hisseder ya insan.Ya parası ya yolu ya da imkanları bana uymadığında, o işe girmekten hemen vazgeçerdim.
Kardeşimle beraber bayram tatilinde, Gaziantep'te oturan çocukluk arkadaşıma gittiğimiz zaman beni esnaf Furkan bey iş için aramıştı.
"Geldiğiniz gibi bana geliniz" dedi.
Bursa' ya döndüğüm gibi soluğu bu yüzden Furkan bey de almıştım.
Bir dükkan açılacak bu tarafa senin gibi iyi bir eleman lazım bize dedi.Ben de sevinçle tamam dedim.Furkan bey aralarda hep beni arıyordu.
Hatır sormaya aradım rahatsız etmek istemem! İyisinizdir inşallah diyordu. İyi şartlarda Bursa'ya gelmediğimizi anlatmıştım kendisine bir ara.
Annemizi yeni kaybetmenin acısını ve yaşadığım maddi manevi sıkıntıları safça üstünden geçmiştim Furkan bey 'e ardı sıra.
Sevgi ve saygı doluydu Furkan bey.Bana farklı bakışını, safinas hallerimle sonradan anlayıp kabul edebilmiştim bende.
Ben eski eşimden bir başkasını görmemiş tertemiz bir kadındım.Belki de bu yüzden saftım , bilemedim ki!
Kısa bir süre sonra yeni açılan dükkanda çalışmaya başlamıştım.
Huzurluydum ve maddi olarak bayağı bir rahatlamıştım.
Furkan bey bana evli olduğunu,lakin bir süredir boşanamadığını ancak mahkemelik olduklarını ve eşinle uzun süredir ayrı yaşadıklarını söylemişti.Gel zaman git zaman yani uzun bir zaman sonra âhlakını hiç bozmayan Furkan bey , benden içinde beklediği ilgiyi göremeyince beni işten çıkarmıştı..
Ben neden diye sorunca dükkanı kapatıyorum dedi.Meğer benim için açmış o dükkanı da benim haberim yokmuş.Elimde avcumda kalanlar o kadar azalmıştı ki, çaresiz boynu bükük dolaşırken bir akşamüstü benim omzuma Furkan Bey ' in eli dokunuvermişti.
Beni takip etmesi yeterince çok şey anlatıyordu insana aslında.Bir yere oturalım dedi ve duygularını açığa çıkardı.Ben ise onu çaresizce dinlerken yavaşça arkadaş olalım ilk önce diyebilmiştim.
Lakin yine gel zaman git zaman aradan bir seneye yakın bir zaman geçince işin rengi değişiverdi. Furkan Bey amacına ulaşmıştı ve biz sevgili olmuştuk bile..Her zaman ve herşekilde yanımda oluşu ilk zamanlar beni çok mutlu ediyordu.
Bana ilgisi ve sevgisi o kadar büyük tü ki..
O güzel bakışlarının içinde ona karşı güven duygularım nasıl da yeşerip büyüdü ve yıllar ne zaman gelip geçti bir türlü anlayamamıştım
Kendimi onunla güvende bulmaya başlamıştım.
Oysa o, birçok işe girmemi zamanla engellemişti. Kendimi birgün, tam onun istediği gibi erkeklerin girip çıkmadığı bir güzellik salonunda çalışmaya başlarken bulabilmiştim.
Erkeklerin çalıştığı yerde çalışmama karşı sürekli bir takip içindeydim.Lakin bunları uzun bir zaman içinde anlayabildim.
"Eninde sonunda boşanacağım.Buna çocuklarım da alışacaklar sana söz, seneler önce çoktan evliliğimiz bitti zaten bizim " diyordu.
Benim herseyimi kontrol eden,maddi durumu çok iyi olduğu halde herseyi çok sayan ve sayılı veren bir adamın fıtratı ile gerçek duygularının da sayılı olacağı hiç aklıma gelmemişti..
Çalışanlarının sigortasını bazen kesip sonra tekrar döndürdüğünü, hacca, ümreye gidiyorum diye gidip erkenden o kutsal yerlerden dönüp arkadan sevgilisinin evine gidişlerini, benden başka sevgililerinin olduğunu ,bu durumlara nasıl geldiğinin ünlemlerini, asla boşanmayıp aslında eşi ile birlikte oturduklarını ve basit kadınlarla vakit geçirip gönül eğlendirdiğini bir rastlantı eseri çok ciddi bir şekilde duyup görünce hayatımın en büyük şokunu yaşamıştım.
Çünkü ben onu herkesten sımsıkı sakladığı gerçeğini değil, bana gösterdiği can yüzlü kalbini sevmiştim.
Beni hep sevip saran ,yardım eden ve umutlarımı çiçeklendiren Furkan 'a bağlanmıştım.
Bilemedim hiç, gizem dolu bu adamın süre gelen yalanları ile ona sevdalandığımı!..
Yıllarım onunla gelip geçmişti böylece.
Kendimi aldatılmış koca bir saf salak hissediyordum.
Belki de hiçbir adamdan gerçek bir sevgiyi ve hiç hissedemediğim o ilgiyi , şefkati onda gördüğümü sanıp, tam anlamıyla göremediğim koca ile baba yerine koymuştum onu.
Şunu çok iyi biliyordum ama. Beni oldukça saf bulan bu adam kalitemi , insanlığımı , ona olan sevgimi ve saygımı çok ucuza satmıştı.
Çevresine olduğundan çok farklı gözüken bu adama hayatım boyunca " Allah islah eylesin, vicdan versin!" dedim.
Aldatıldığımı öğrenip Furkan ' a bunu söylediğimde, "karısına yalan söyleyen sana niye yalan söylemesin ki " dedi gülerek ve pişkince tüm çevresine sessiz gizemleri ile yalan duruşlarına devam etti. Hayattaki sahte duruşunda, insana karşı sinsi,birçok sırla dolu bir ruha sahip oluşu asla sağlam bir psikoloji değildi tabiki!.
Benim o kadar çok duygumu alıp, hayatımı maddi manevi herşekilde acıtıp götürdü ki, bir gün bunun bir bedeli olacaktı elbet.
Gülerek, "Sen aptalsın" diyen ve beni çokça küçümseyen
sözlerini öyle bir kenara yazdım ki, kaç zaman sonrasıydı ona final sözüm hatırlamak bile istemem. Lakin hiç beklemediği bir gün gencecik evlenmiş çocuklarının kapılarını ağlayan kalbim ile çalıverdim. Elimdeki resimlerle babalarının aslında kendini harika renklere boyayan bir güneş değil,gri yalan bir koca bulut olduğunu söylediğimde,
evin içinden kapıya gelen
eşi şaşkınlık içersinde " Aldatıldık" dedi.
Ben ise eşiniz sade size değil insanlığa koca bir YALAN dedim.Özür dileyerek,
orayı terkettim.
Sanki içimdeki kirler gitmiş huzura ermiştim.
Çok zorluklar çektim geçinmek ve kardeşimi okutmak zorundaydım.
Bir gün Kozahan da otururken Şeker teyzem ve kardeşiyle tanıştım.Beni Yunanistanlı sandılar .Ben sessiz kaldım.Sanki yalan söyler gibi.Onlar yardımcı arıyorlarmış yanlarına yatılı.Evleri iki katlı ve çok büyüktü.
Zenginlerdi ama herşeyden çok gönülleri zengindi.Benim içinde en önemlisi buydu.
Beni ve kızkardeşim İrem 'i yanlarına aldı bu güzel şeker insan ..
Ve zamanla Şeker teyzem beni kızı sayıp bildi.Ben ona çok severek bakıyorum. İyiki annemiz oldu bizim.Beni bir yalan ayırdı, acıttı ve hayata küstürdü. Bir yalan da hayata bağlayıp, sevince boğdu." deyince Şeker teyzem gözleri dolu dolu gülümseyerek, "herşey boş be çocuğum, insan gibi insan olmak lazım ilk önce .Ya göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görünmek lazım. Ah be kızım bu dünyaya yaranamazsın. Dünya Yalan.!
Bana aşktan söz etme!.Aşkın tek gerçeği Allah!.Dünya ise Yalan!" dedi ve seneler önce başlayan bu dostluğumuz bir yalanla pekişti, büyüdü, aile sıcaklığı buldu.
Bu Yalan' a şükür diyeceğim ise aklıma bile gelmezdi!....
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ayliz FİLİZ
YALAN
Bursa Kozahan da dolaşmayı, oranın muhteşem ipek kumaşlarına dokunmayı ve orada alışveriş yapmayı çok severdim.
Özellikle Eylül aylarında uzun uzun orada oturup çay simit yemeğe bayılırdım.
Yine bir Eylül ayında Kozağanda dolaşırken dükkanın birinde bir kadına takılıverdi gözlerim.Bu güzel kadın,
masmavi iri gözleri ve açık kumral sarımtırak uzun saçları ile toz pembemsi harika bir elbisenin içinde kuğuya benziyordu adeta!.
Yabancı sandım ilk önce .
Lakin kulak verdiğimde türkçe konuştuğunu duydum.
Kozahanın içinde bir masaya oturmuştum. Kadının dükkanın önünde durup vitrine bakan prenses halini, nedenini bilmediğim bir şekilde seyretmeye dalmıştım..
Bir müddet sonra eline irmik helvası alıp yan masama oturmuştu. Helvayı yemeyip karıştırıyor,
çayını içerken de gözleri sanki uzaklara dalıyordu.
Aradan bir hafta geçmişti.
Pazartesi sabahının erken saatlerinde Bursa da Tophanenin oradaki merdivenlerden aşağıya iniyordum.Bir gece önce orada yaşayan bir öğretmen arkadaşımda kalmıştım.O işine gidince bende yoluma koyuldum.Arkamda ani bir ses duyunca,yaşlı bir kadının basamadığı son merdivende dengesinin bozulup kendini yerde bulduğunu gördüm.
Benimle beraber bir kaç kişi hemen teyzenin yanına koşmuştu.
İlginç bir şekilde teyzenin ağlayışı bile gülümseyen bir suratın ifadesindeydi.
Ben taksi çağırıp teyzeyi akabinde oraya en yakın hastanenin aciline götürmüştüm.
Çok şükür ki, ciddi bir şeyi yoktu.Ama biraz ağrısı,kalçada biraz morluğu ve korkusu vardı.
Hastaneden çıkınca ona nerede oturduğunu sormuştum.
Çekirge deyince onu evine bırakmaya karar verdim.Teyzem çok tatlı dilliydi.
Sürekli bana" ah cici kızım" diyordu.
Ağlarken bile gülenlerdendi hani.
Adını sordum.Bol kahkaha ile "Şeker" dedi..
Bana "Şeker teyze" derler kızım .Biz yunanistanlıyız.
Selanikten geldik.Uzun yıllar İzmir Bornova da yaşadık.Kızım Bursa'ya evlendikten sonra bizde eşimle Bursa' ya taşındık evladım" dedi.
Şekerden tatlı dilinin ısrarı, beni evinin içerisine sokmayı başarmıştı.
İlk defa yeni tanıştığım birinin evine girme cesaretini göstermiştim.
Hayatım boyunca yaptığım bu ilk girişimin verdiği bir şaşkınlık içerisine girmiştim.
Kahve yapmaya yardım ettim.
Seneler önce kocasını kaybeden Şeker teyzenin kızının resimleri , evinin tüm duvarlarını süslüyordu ama yanında kızı yoktu.Resimlere baktığımı gören Şeker Teyze, tatlı tatlı ama boynu bükük birçok şeyi anlatmaya başlamıştı. Kızı Zuhal kocasını ve oğlunu trafik kazasında kaybettikten sonra Bursa'yı terketmiş ve kısa süreliğine İngilteredeki halasının yanına gitmiş.
Annesini İngiltereye aldırmak adına bir İngiliz ile evlenmeye hazırlanan Zuhal
yaklaşık altı yıl önce kanserden vefat etmiş.
Şeker Teyze," erkek kardeşimle aynı apartmanda oturuyorduk.
Kardeşim de üç sene önce vefat etti. Yalnızlığa alışmam çok zordu evladım.Fakat öyle bir zaman oldu ki, Allahım bana acıdı sanki ve bir evlat daha verdi "dedi..
Acıların içinde şeker kalabilen bir kadın vardı karşımda.
Doğrusu onunla tanışmam hayata bakışımı etkiledi diyebilirim.
Kahve içerken kapının zili çalmıştı.İstirahat etmesi gereken Şeker teyzeye , " Siz kalkmayın ben açayım" dedim.Lakin teyze" Açma İpek kızım gelmiştir.İlk kapıyı çalar korkmayayım diye, sonra anahtarı ile kendi açar" dedi.
İçeriye uzun ipek saçları ile salınan 45 yaşında, olduğu yaşından çok daha genç gözüken güzel bir kadın girmişti.
İnanamadım.
Sanki hayatta hiç birsey tesadüf değildi!Bu kadın Kozağan'da dikkatimi çeken kadının ta kendisiydi.
Şeker teyze olanları İpek Hanım' a anlatınca olanca nazikliğinle kadın bana çok teşekkür etmişti.
Genç kadın mutfağa gidip geldikten sonra," çayı koydum Şeker annem yanına da birşeyler aldım Kozahan'dan" dedi. O kadar sıcak insanlardı ki yanlarında kendimi onların 40 yıllık dostları , yakınları gibi hissetmeye başlamıştım.Bu
duygunun bana birşey öğreteceğine emindim sanki!.
İpek hanım Şeker anneden de şeker ve samimiydi.
Konuştukça göründüğü kadar havalı biri olmadığını ve içinde çok fazlasıyla insancıl ve sevgi dolu bir kalbe sahip olan edalı bir kadın olduğunu anlıyordu insan!.Bir süre sonra bana" Hanım değil İpek diyebilirsiniz" dedi.O Pazartesi, sabahtan akşam yemeğine kadar ilk defa tanıştığım bir yerin esiri olmuştum sanki.Hayat nasiple yaşanan çok renkli ve farklı sınavlarla dolu garip tevafuk bir yoldu.
İpek bir süre sonra çay ile börek getirmişti.Öyle şeyler dinledim ki, ben çayımı içmeyi bile unutup soğutuyordum.
Sıraya koyar gibi, bir Şeker teyze, bir İpek konuşuyordu.
İpeğin annesi alzheimer' dan ölünce 26 yaşında eşinden boşanan İpek kardeşi ile yalnız kalmıştı.
Son derece başarılı kızkardeşini kazandığı üniversitede okutmaya çalışan İpek hayat mücadelesi ile boğuşmaya başlamış.
Liseyi bitirdikten sonra babasının onları terkederek , Almanya' ya başka bir kadınla gitmesinden hemen sonra evlenen İpek , mutsuz bir evlilik geçirmiş ve birkaç yıl sonra boşanmış.
Kızkardeşi Bursa'da tıp fakültesini kazanınca,
İstanbul'dan ayrılıp annesinden kalan evlerini satarak Bursa'ya yerleşmişler.
"Lakin hayat zor.Bursa'ya İstanbul da yetişmiş bir insan olarak alışabildiniz mi?" diye sorduğumda, başka şansımız yoktu.Kimsemiz de yoktu zaten. İstanbul bize ağır gelmeye başlamıştı.Lakin sadece İstanbul' un değil hayatın zor olduğunu Bursaya gelince daha iyi anladım" dedi.
Ben nasıl yani deyince gözleri dolmuştu ve "size şimdi ben koca bir yalanı anlatayım o zaman" dedi.
İpek böylece bana yaşadıkları ile yalan diye adlandırdığı hikayesini anlatmaya başladı.
" Bursa' ya ilk geldiğimde depresyona girmiştim.Çünkü eski eşim İspanyol sevgilisi ile evlenip İspanya' ya yerleşmişti.
Çocuğumu doğumda kaybettim.
İçimdeki çocuk hasretini de bir türlü dindiremedim.
Bir süre hazır paramı mecburen yedim.Sonra kendimi toplarlamaya çalıştım.
Kardeşime ve kendime bakmak zorundaydım.
Bursa'ya geldikten beş ay sonra iş arayabildim.
Bursa' da oldukça iyi durumdaki bir esnaf aynı zamanda iş adamı da diyebileceğimiz bir adam ile tanıştım.
"Bana numaranızı verin.İş ayarlayabilirsem size haber veririm" demişti. Yakışıklı , saygın ve efendi biriydi bu adam.
Setbaşı tarafında çalışan tanıdık tatlı bir hanım, bana bu adama git iş bulur sana çevresi geniş, saygın, iyi ve dinine bağlı bir adamdır Furkan bey demişti.Ben ise çok fazlasıyla iş görüşmelerine gidip geliyordum zaten.Ama nafile!.Çok güzel ve gençtim.
Bazen bakışlardan çok şey hisseder ya insan.Ya parası ya yolu ya da imkanları bana uymadığında, o işe girmekten hemen vazgeçerdim.
Kardeşimle beraber bayram tatilinde, Gaziantep'te oturan çocukluk arkadaşıma gittiğimiz zaman beni esnaf Furkan bey iş için aramıştı.
"Geldiğiniz gibi bana geliniz" dedi.
Bursa' ya döndüğüm gibi soluğu bu yüzden Furkan bey de almıştım.
Bir dükkan açılacak bu tarafa senin gibi iyi bir eleman lazım bize dedi.Ben de sevinçle tamam dedim.Furkan bey aralarda hep beni arıyordu.
Hatır sormaya aradım rahatsız etmek istemem! İyisinizdir inşallah diyordu. İyi şartlarda Bursa'ya gelmediğimizi anlatmıştım kendisine bir ara.
Annemizi yeni kaybetmenin acısını ve yaşadığım maddi manevi sıkıntıları safça üstünden geçmiştim Furkan bey 'e ardı sıra.
Sevgi ve saygı doluydu Furkan bey.Bana farklı bakışını, safinas hallerimle sonradan anlayıp kabul edebilmiştim bende.
Ben eski eşimden bir başkasını görmemiş tertemiz bir kadındım.Belki de bu yüzden saftım , bilemedim ki!
Kısa bir süre sonra yeni açılan dükkanda çalışmaya başlamıştım.
Huzurluydum ve maddi olarak bayağı bir rahatlamıştım.
Furkan bey bana evli olduğunu,lakin bir süredir boşanamadığını ancak mahkemelik olduklarını ve eşinle uzun süredir ayrı yaşadıklarını söylemişti.Gel zaman git zaman yani uzun bir zaman sonra âhlakını hiç bozmayan Furkan bey , benden içinde beklediği ilgiyi göremeyince beni işten çıkarmıştı..
Ben neden diye sorunca dükkanı kapatıyorum dedi.Meğer benim için açmış o dükkanı da benim haberim yokmuş.Elimde avcumda kalanlar o kadar azalmıştı ki, çaresiz boynu bükük dolaşırken bir akşamüstü benim omzuma Furkan Bey ' in eli dokunuvermişti.
Beni takip etmesi yeterince çok şey anlatıyordu insana aslında.Bir yere oturalım dedi ve duygularını açığa çıkardı.Ben ise onu çaresizce dinlerken yavaşça arkadaş olalım ilk önce diyebilmiştim.
Lakin yine gel zaman git zaman aradan bir seneye yakın bir zaman geçince işin rengi değişiverdi. Furkan Bey amacına ulaşmıştı ve biz sevgili olmuştuk bile..Her zaman ve herşekilde yanımda oluşu ilk zamanlar beni çok mutlu ediyordu.
Bana ilgisi ve sevgisi o kadar büyük tü ki..
O güzel bakışlarının içinde ona karşı güven duygularım nasıl da yeşerip büyüdü ve yıllar ne zaman gelip geçti bir türlü anlayamamıştım
Kendimi onunla güvende bulmaya başlamıştım.
Oysa o, birçok işe girmemi zamanla engellemişti. Kendimi birgün, tam onun istediği gibi erkeklerin girip çıkmadığı bir güzellik salonunda çalışmaya başlarken bulabilmiştim.
Erkeklerin çalıştığı yerde çalışmama karşı sürekli bir takip içindeydim.Lakin bunları uzun bir zaman içinde anlayabildim.
"Eninde sonunda boşanacağım.Buna çocuklarım da alışacaklar sana söz, seneler önce çoktan evliliğimiz bitti zaten bizim " diyordu.
Benim herseyimi kontrol eden,maddi durumu çok iyi olduğu halde herseyi çok sayan ve sayılı veren bir adamın fıtratı ile gerçek duygularının da sayılı olacağı hiç aklıma gelmemişti..
Çalışanlarının sigortasını bazen kesip sonra tekrar döndürdüğünü, hacca, ümreye gidiyorum diye gidip erkenden o kutsal yerlerden dönüp arkadan sevgilisinin evine gidişlerini, benden başka sevgililerinin olduğunu ,bu durumlara nasıl geldiğinin ünlemlerini, asla boşanmayıp aslında eşi ile birlikte oturduklarını ve basit kadınlarla vakit geçirip gönül eğlendirdiğini bir rastlantı eseri çok ciddi bir şekilde duyup görünce hayatımın en büyük şokunu yaşamıştım.
Çünkü ben onu herkesten sımsıkı sakladığı gerçeğini değil, bana gösterdiği can yüzlü kalbini sevmiştim.
Beni hep sevip saran ,yardım eden ve umutlarımı çiçeklendiren Furkan 'a bağlanmıştım.
Bilemedim hiç, gizem dolu bu adamın süre gelen yalanları ile ona sevdalandığımı!..
Yıllarım onunla gelip geçmişti böylece.
Kendimi aldatılmış koca bir saf salak hissediyordum.
Belki de hiçbir adamdan gerçek bir sevgiyi ve hiç hissedemediğim o ilgiyi , şefkati onda gördüğümü sanıp, tam anlamıyla göremediğim koca ile baba yerine koymuştum onu.
Şunu çok iyi biliyordum ama. Beni oldukça saf bulan bu adam kalitemi , insanlığımı , ona olan sevgimi ve saygımı çok ucuza satmıştı.
Çevresine olduğundan çok farklı gözüken bu adama hayatım boyunca " Allah islah eylesin, vicdan versin!" dedim.
Aldatıldığımı öğrenip Furkan ' a bunu söylediğimde, "karısına yalan söyleyen sana niye yalan söylemesin ki " dedi gülerek ve pişkince tüm çevresine sessiz gizemleri ile yalan duruşlarına devam etti. Hayattaki sahte duruşunda, insana karşı sinsi,birçok sırla dolu bir ruha sahip oluşu asla sağlam bir psikoloji değildi tabiki!.
Benim o kadar çok duygumu alıp, hayatımı maddi manevi herşekilde acıtıp götürdü ki, bir gün bunun bir bedeli olacaktı elbet.
Gülerek, "Sen aptalsın" diyen ve beni çokça küçümseyen
sözlerini öyle bir kenara yazdım ki, kaç zaman sonrasıydı ona final sözüm hatırlamak bile istemem. Lakin hiç beklemediği bir gün gencecik evlenmiş çocuklarının kapılarını ağlayan kalbim ile çalıverdim. Elimdeki resimlerle babalarının aslında kendini harika renklere boyayan bir güneş değil,gri yalan bir koca bulut olduğunu söylediğimde,
evin içinden kapıya gelen
eşi şaşkınlık içersinde " Aldatıldık" dedi.
Ben ise eşiniz sade size değil insanlığa koca bir YALAN dedim.Özür dileyerek,
orayı terkettim.
Sanki içimdeki kirler gitmiş huzura ermiştim.
Çok zorluklar çektim geçinmek ve kardeşimi okutmak zorundaydım.
Bir gün Kozahan da otururken Şeker teyzem ve kardeşiyle tanıştım.Beni Yunanistanlı sandılar .Ben sessiz kaldım.Sanki yalan söyler gibi.Onlar yardımcı arıyorlarmış yanlarına yatılı.Evleri iki katlı ve çok büyüktü.
Zenginlerdi ama herşeyden çok gönülleri zengindi.Benim içinde en önemlisi buydu.
Beni ve kızkardeşim İrem 'i yanlarına aldı bu güzel şeker insan ..
Ve zamanla Şeker teyzem beni kızı sayıp bildi.Ben ona çok severek bakıyorum. İyiki annemiz oldu bizim.Beni bir yalan ayırdı, acıttı ve hayata küstürdü. Bir yalan da hayata bağlayıp, sevince boğdu." deyince Şeker teyzem gözleri dolu dolu gülümseyerek, "herşey boş be çocuğum, insan gibi insan olmak lazım ilk önce .Ya göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görünmek lazım. Ah be kızım bu dünyaya yaranamazsın. Dünya Yalan.!
Bana aşktan söz etme!.Aşkın tek gerçeği Allah!.Dünya ise Yalan!" dedi ve seneler önce başlayan bu dostluğumuz bir yalanla pekişti, büyüdü, aile sıcaklığı buldu.
Bu Yalan' a şükür diyeceğim ise aklıma bile gelmezdi!....