SON DAKİKA
Hava Durumu

SONRADAN GÖRME!

Yazının Giriş Tarihi: 14.07.2026 15:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.07.2026 15:33

-Ben bilhassa gerçekten hayatın insana verdiklerinden ve aldıklarından ders almasını bilen gerçek öykülemeleri makale adı altında yazmaktan son derece mutluyum!..
Umarım sizlerde okumaktan keyif alırsınız..????
--Çanakkalenin Lapseki kasabasında, evime bakan kumsalında güneş tam da batarken yanıma bir aydır kendisini beklediğim komşum Feride gelmişti..
Seneler olmuştu Feride ile dostluğum. Yazlıktaki en yakın arkadaşım olmuştu kendisi..
Termusa çayı koymuş, bana da çay için bir bardak la beraber kek getirmişti..
Ben," insan nahif olunca bir başka güzel oluyor şu yalan dünyanın dostluğu "deyince..
Birden "Ah be yazarım,
O dediğin yalan işte !"dedi.Nasıl yani dedim.
"Sen istediğin kadar kibar, düşünceli ve nahif ol.Karşındaki sonradan görmenin büyük hazımsızlığı içindeyse.Nerden geldiğini unutup , seni ezmeye çalışıyorsa ve kişiliğinden de baskın koşuya çıkmış egolarının hırsıyla yaşıyorsa, aşağılık komplekslerini sana dayatıyorsa bu dediğin imkansız işte!.Yani sen ne kadar iyi niyetli olursan ol ben diyenle ve geçmişini unutmuş sonradan görmelerle gönlün aynı müziğin ritmini çalamaz, nahifliğin ise şapkasını kaldıramaz, imkansız!.dedi ve devam etti.
-"Bak kuzum.
Sana şimdi bir şey anlatayım.İlk boşanıp ta Bursa ya yapayalnız geldiğim yıllardı.Tam 14 yıl sonra oğlum ile gelinim geldi bu şehire..Ahh be güzelim ilk geldiğim zamanlar çok sevdiğim bir aile ile tanıştım Bursa da.O kadar çok sevdim ki ailem yerine koydum onları.Zaten Antalya' da Akdeniz Üniversitesinde okuyan oğlumdan ve İstanbul 'da oturan annem ve babamdan başka hiç kimsem yoktu ki benim..
Çok yalnızdım yani senin anlayacağın, yaşadığım şehirde sanki tek nefestim ben..
Bursa 'ya ilk yerleştiğim zaman güzel aşçı kadın Yaren' i tanıdım .
Sonrasında, kuzeniyle kocaman yemek dükkanını açan Yaren'in , İstanbul'dan boşanan kızkardeşi Aysunur gelivermişti.
Bende boşanmıştım.
Aysunur da benden üç ay sonra boşanmış gelmişti bu şehre.Tek farkı onun çocuğu yoktu.Benim ise Üniversiteye giden bir oğlum vardı.Aysunur annesi ve babası ile yaşıyordu. Bir müddet sonra annesi ile babası yani ailesi de hayatıma birden giriverdi .
Özellikle annesi Handan ablayı çok sevmiştim.
Kibar , akıllı ve çok beceriklilerdi hani.
Handan abla, namazında aptestinde tertemiz bir kadındı.Gittikçe aileden biri olmuştum onlarda..Sen bizim dördüncü kızımsın diyordu hep Handan abla.Zamanla onların manevi kızı gibi olmuştum gerçekten.
Üç tane kızları vardı ve ayrı dünyaların ayrı renkleri gibiydi herbiri. Hakikaten de, Handan ablanın kızlarının hepsi ayrı tellerde müzik çalıyorlardı sanki.
En büyük kızı hanım hanımcık , eşi ve çocuklarıyla çok mutlu bir yuvası olan kendi işinde aşçılık yapan güzeller güzeli Yarendi.
En küçükleri tamamiyle kapalı ve sürekli siyah giyinen , dinine çok bağlı ve evli bir kadın olan Meryemdi.
Aysunur ise ortancaları idi.
Aysunur evlilik hayatında çocukluk aşkı ile evlenmiş fakat istediği huzuru , mutluluğu ve maddi zenginliği yakalayamamıştı. Son derece gösterişli , havalı güzel bir kadındı.
Aysunur 12 senelik evliliğini aynı evin içinde fakat ayrı hayatlarla geçirdiklerini seneler geçtikten sonra açıklamıştı bana..Madem böyle, neden İstanbulda kaldın peki dememe gerek yoktu onun adına.Çünkü ailesinin geleneksel kalın bir çizgide tutucu olduğunu anladığımda neden imza atılmış bir evlilikte bağımsız serbest bir hayatı seçtiğini ve uzun yıllar ailesinin yanına neden dönmediğini anlamak zor değildi hani...
Lakin zaman geçtikçe onunla kanka olmuştuk.Yalnız yaşamımda bana aile olan bir ailenin benden 8 yaş küçük bekar kızları olan Aysunur' a ne çok alışmıştım anlatamam.
Ağzı çok güzel laf yapıyordu.Sevimli ve çok fazla sıcak tarafını görüyordum onun hep. Benim nahif duruşumdaki saf halime bazen çocuk muamelesi yapar gibiydi lakin..Ama bunu önemsemiyordumhiç..Çünkü o benden küçüktü ama İstanbul'da göstermelik evlilik çizgisindeki özgür hayatında çok şey yaşamıştı elbet. Benden bin kat daha çok tecrübeli olduğuna çok emindim bu yüzden..Sanırım İstanbul kazan o kepçe gibiydi.Bunu da ancak onunla geçirdiğim zaman anlattı bana.
Bana bazı zamanlar söylediği çok bilmiş ve ukala sözlerini görmezden geliyor yada sesimi pek çıkartmaya gerek duymuyordum, önemsemiyordumsanki.Lakin doğru sözleri de yok değildi hani.
Ben tekrardan evlenip yuva kurmayı birara çok istiyordum.
Lakin 2 senelik erkek arkadaşımla anlaşamayınca ayrıldım.Ondan sonra da bir daha evliliğe tövbe der gibi ilişkilere kapalı olmuştum.
Aysunur ise sürekli bir koca arayışı içerisinde birileriyle çıkıp duruyordu..Ben onun o saklanmış, gizemli ve serbest tavırlı hallerini yadırgadıkça benden çok şeyi saklar olmuştu.Bunu hissediyordum.
Aslında erkeklerden çok kazık yiyen Aysunur'un kadın arkadaşlarına da yalanlar söylediğini nedense çok sonra anlamıştım.
Uzun bir süre evli bir adamla olduğunu ve ona tüm çeyiz eşyalarını aldırdığını çok uzun zamandan sonra anlayabilmiştim.Meğer adam da onu yalanları ile kullanmış ve Aysunur'a ayrıldım dediği halde adam karısından hiç ayrılmamıştı. Bunun için umutsuzca depresyonlara girdiğinde, annesi ve babası ile birlikte oturduğu evlerine gidip onu hep teskin ederken yalanlarla dolu hikayelerini ne çok dinlediğimi ancak yıllar sonra anlayabildim..Herşeyi sonradan anlamakta sanki üstüme yokmuş gibi..Maddi durumum Ayşenur dan çok daha iyi idi.İki evim , arabam ve bana kalacak miraslarım vardı..
Ama sorumluluklarım Aysunur 'a göre bin kat daha fazlaydı.
Benim harika ve tertemiz geçmişimi öğrenip ,eski yaşadığım zengin yerleri görünce Aysunur' un içten içe beni çekememeye başladığını hisseder olmuştum.Bu hissettiğim duygudan ise nefret ediyor,
yanlış düşünüyorsun diyordum hep kendi kendime.
Zaman zaman kendimi suçlar gibiydim böyle düşündüğüm için bile .
Bana özel ilgileri, yakınlıkları ve dostlukları okadar çoktu ki ailesinin , nasıl anlatsam doğrusu bilemedim..
Belki de görmek istediğimi algılar olmuştum.
Bilmem ki!
Lakin birsey alındığında hani güle güle kullan dersin ya insana, Aysunur da bu bana karşı hiç yoktu.Ama istediğine söylediğini, defalarca görmüştüm ben.
Hep param yok derdi.Bu nedenle dışarı çıktığımızda hep ben öderdim.
Benim tek başıma okuttuğum bir çocuğum vardı oysa.
Ailemde herşeyin en iyisini görmüştüm.Hep bizler öderdik hesabı.Bu bizim sanki genetik olarak kazanılmış bir alışkanlığımızdı.
Belki de bu yüzden bana hiçbirsey batmamıştı.Hani baba kapısından görenlerdendim..
Koca kapısından değil.
Bir gün bana," senin evin var be Feridem ben ailemin yanında yaşıyorum birşeyim yok" deyince ,ona üzülecek kadar saf olduğuma bir türlü inanamıyorum.
O kadar çok herseyimi paylaşıyordum ki, kardeşten ötede olmuştu benim için.Ama ya ben onun için neydim acaba?
Bunu, öyle bir zaman geldi ki acıyla öğrendim..
Beni arkadaşları ve çevresi ile tanıştırmıştı.
Aslında çevresi onun değil orada büyük bir çevre yapan hanımefendi ablası Yaren ile eniştesi Yiğit'indi.
Aysunur ancak alımı, havası ve onların çevresiyle kendini gösterebiliyordu.
Aysunur bilmeden bir gün ablası beni kenara çekti ve "Yeter artık Feride Aysunur 'a yaptıkların.Onun rahatça bir dükkan açacak parası var.Sen çocuk okutuyorsun. Şaşırma kendine gel lütfen!"dedi.
İlk böyle silkelenmiştim ben.
Benim sevgimin ve saflığımın ona fazla gelişini ancak ikinci bir eşi yakaladığında anladım.
Aysunur ablasının yemek yerinde karşılaşmıştı ikinci eşi ile..
Efe Erdem çok efendi bir adamdı.
Erdem bey, Aysunur 'un İstanbul daki geçmişini hiç bilemezken, ablasını ve aileyi tanımak isteyipte tanıyınca onları aynı benim gibi çok sevmişti..
Ben zamanla emin oldum ki, Aysunur 'un İstanbul daki sır dolu dünyasını bilseydi Erdem bey, Aysunur' a yaklaşmazdı bile.
Ben Erdem bey'i çok saygıdeğer bulmuştum.
Erdem bey, ilk eşinin vefatından sonra iki büyük oğlu ile son derece efendice yaşayan başarılı bir iş adamıydı. Beni tanıdıkça hanımefendiliğim ve nahif duruşumla, bana "nahif bir resim kadınsın sen kardeşim" deyip gülümsüyordu.
Güzel ve iyi bir arkadaştı kendisi.Kısa bir müddet sonra nişanları olmuştu.
Aysunur çok mutluydu.Bende onun adına çok mutlu olmuştum doğrusu .Ara sıra Aysunur, bana alttan alttan alt yazı geçermiş gibi kibarca küçümseyen tavır ve sözlerini eksik etmemeye başlamıştı.Ben herzamanki patavatsız haline gülümsüyor ve umursamayıp kapatıyordum.
Sanki hiç beni kırıcak birsey söylememiş gibi!
Aysunur ' un hep bana, "Ben sana seni acıtan birşey söylersem senin iyiliğin için söylüyorum" deyişinde sözlerden ziyade üslubun ne kadar önemli olduğunu bilmiyormuydu ki! .
Aysunur evlenmeden bir gün önce beraber aynı yatakta uzanırken biz, annesi Handan abla geldi yanımıza." Kızım Allah sana da böyle efendi, vicdanlı ve maddi durumu da iyi bir eş nasip etsin "dedi.Der demez Aysunur hemen atladı.-"Erdem den çok daha düşük ve maddi durumu da orta seviyede olsun ama"deyiverdi gülerek ..
İlginçti.
Ben gülmüştüm.
Onu tersleyip, "neden böyle dedin" diyeceğim halde.
Birşeyi o an yap yada o an söyle!.Daha sonra benim gibi niye aptalca sustum deyip kendini yiyerek, kendine kızma!.
Çünkü sustuğum için kendime ne çok kızdım sonra ben, anlatamam..!
Düğünde ona altın taktıktan sonra kankası olarak iki tane fottoğraf çektirmek isteyince sıra var deyip beni terslemişti.Sonra herkes gittiğinde onlar balayına gitmeden önce hoşçakalın, iyi yolculuklar demek için odalarına gittiğimde annesini ve babasını da orada buldum.Annesi benim için , kankası artık habersiz gelmez zırt pırt dedi.Ben şaşırmıştım.
Sessizce oradan ayrıldım.Gecenin ikisinde ağlayıp bana istediği an gelen maddi manevi hep yanında olduğum kankam ve onlar çağırmadan asla evlerine ayak basmadığım Handan ablam ne diyordu böyle!.
Bir çok arkadaşını bazen düşüncesiz ve kaba sözleriyle kırmıştı Aysunur. Benden başka çok yakın arkadaşı kalmayan Aysunur' un annesi ve ablası bana ancak düğüne birkaç gün kala, "Aysu çok dobra canım, insallah seni de birgün kaybetmez " demişlerdi şaka ile karışık ve umarsızca gülümseyip!
Birisine iyi insan demeden önce bin kere düşünün derim bu yüzden..
Ne kadar yakın olursam olayım evli bir kadına habersizce ve de çağrılmadan gidecek kadar hiçbirzaman terbiyesiz ve seviyesiz olmadığımı çok iyi biliyorlardı oysa!.
Uzun süre gitmedim.
Çağırdıklarında bahaneler üretmeye başladım.
Bir gün artık kapıma dayandılar ve beni gezmeye götüreceklerini söyleyip yanlış birsey mi yaptık yada birsey mi oldu dediler..
Sizi,annenizin söylediği üzere rahatsız etmek istemedim deyince bana Aysunur "olur mu hiç öyle şey, yanlış anlaşıldı ya çok fazla üzüldüm ben ama" diye sarılmıştı.Yine tatlı diliyle beni vernellemişti.
Bu onun en güzel, can alıcı haliydi ama acaba içtenmiydi? Sonrasında onlarla ancak bir yerlere gitmiştim.
Lakin zamanla ben varken evlerinde, eşinin kucağına şımarıkça oturmaları, benim ailevi bazı sıkıntılarımı eşine bayılırmış gibi anlatması ve sanki ben hiç evlilik yaşamamışım gibi ben daha iyisini yaparım sen yapamazsın diyen vucudunun o kendini beğenen ukala dili ile aslında bana hiç gerçek dost ve arkadaş olmadığını anlatmıştı..
Meğer Bolu'da yaşarken yani Aysunur gençkızken eniştesinin kardeşiyle çıkıyormuş ve sonradan onu da aldatmış.Bu yüzden o zamanlar, henüz eniştesi ile nişanlı olan ablası çok sevdiği eniştesiyle Aysunur un yaptıkları yüzünden, evlenemeyeceğim ben diye çok korkmuş.
Ve böylece alelacele evlilik olmuş Yaren de .
Bana yıllar sonra ablasının sohbeti tatlı kayınpederi anlatmıştı bunları. "Çok ceviz kırdı kızım uzak dursan iyi olur Aysunur dan.Çok farklı karekterlersiniz siz.Nasıl oldu da birarada oldunuz bilmem.Sanırım gelinimin ahlakına güveninden.Oysa aileden her çocuk aynı olmuyor ki bazen "demişti. İnsan bir zaman sonra puzzle 'ları birleştirdiğinde çok şey anlarmış meğer..
Neden Aysunur evlenirken ailesi iki kurban kesmişti acaba?
Bir kadın evlendiğinde, niçin kurban keserdi ki ailesi ?..
Sonraları ben onlardan yavaşça uzaklaşırken, Aysunur hamile kaldığını söyledi.Süpriz oldu bize dedi.Oysa 44 yaşında tedavi ile hamile kaldığını bir Dr arkadaşımın Dr arkadaşından bir rastlantı sonucunda öğrenmiştim.Niye söylemezdi ki normal bir kadın tedaviyle hamile kaldığını?Bir gün telefon etti. Bana,"Sütlacı çok seviyor Erdem.Ben yapamıyorum senin gibi.
Tatlı ile aram hiç yok zaten.Sen yapıp getirmiştin çok beğendik ama gel de yanımda, burada yap.Bende öğreneyim bakayım nasıl yapıyorsun." dedi.
Bu sefer ne planlıyordu kafasında diye düşünmeden edemedim doğrusu.Ben herseyi senden daha güzel yaparım hatta aşçı ablamdan da diyen kadın.Önceki sütlacı ben mi yapmıştım yada başka birine mi yaptırmıştım diye kontrol mü ediyordu acaba beni.
Kişi kendinden bilir işi!
Aç interneti yap dedim.Sonra doğum yaptı, oğlu oldu.Üvey oğlunun biri üniversite çağında diğeri ise üniversiteyi bitirmişti.Onlar için" Bunlar benim gibi yokluk bilmemişler.Bu kadar ayakkabı ve kıyafet müsriflik!" diye arkalarından söylenip köpüren Aysunur' un kendi çocuğu iki yaşına vardığında , pahalı giysileri ve en az onbeş tane ayakkabısı oluyordu.Senede nerdeyse iki kereye indirdiğim ev ziyaretlerine artık çağırdıklarında bahane uydurup gitmemeye başlamıştım .Bir gün çocukluk arkadaşımın ısrarlarına dayanamadım.
Onu çok özlediğim için Antalya'ya uçtum.Çok sıcak bana dokunduğu halde, uzun zamandır gidip te göremediğim Onuruma gitmek ve onun süprizi ile karşılaşmak bana çok iyi gelmişti.
Güzel Onurum, Antalya da bir kafe açmıştı.
Bende ona yardım etmeye çalıştım orada iken.
Bir akşamüstü Aysunur' un çok eski bir arkadasını kafede otururken gördüm.Ben benzetmişimdir belki diye ses çıkartmadım ilk gün. Lakin iki gün sonra kendisi yaklaşıp merhaba deyince bana, onun arkadaşı Tülin olduğunu anladım.Tülin ile birkaç sene kaçtığı Antalya da ne yaptığını bir tek Allah bilebilirdi.Daha sonra da onunla küsüp Bursa'ya geri döndüğünde hiç bir açıklama yapmamıştı bana Aysunur.
Tülin ile birer kahve içip muhabet ettiğimizde, kendisinin Antalya'da evlendiğini öğrendim.Sonra Aysunur' u sormuştu bana."Hala falcılara gidiyormuş hasbam! "diyordu.
Ben çok şaşırmıştım.
"Anlamadım,
ne falcısı" demiştim.Bir zamanlar merakla ikisinin de gittiği falcı büyü de yapıyormuş meğer.
Ve Aysunur evlendikten 1 yıl sonra çocuk olmadan yine bu falcıya annesi ile gelmiş.Bunu aynı sokakta oturan falcı söylemiş geçenlerde Tülin' e.
O an anlamıştım 52 yaşındaki Erdem beyin hiç çocuk istemediği ve evlenirken de bu şartla evlendiği halde neden çocuk isteğine sıcak baktığını..Tülin çocuğu olduğunu öğrenince, onun adına sevindim lakin çocuk ile kendini garantiye almış kurnaz kadın deyince, " her kadının anne olmak hakkı deyip konuyu kapatmıştım.
O kadar daralmıştı ki içim, ruhum anlatması çok zordu.
Bana bu tür şeyler çok fazla uzak hiç sevmediğim kadar ucuz, adi ve günahla dolu geliyordu.
Midem çok bulanmıştı.
Aysunur evlendikten sonra da zamanla kocasının çevresine ve yeni tanıdığı insanlara 40 yıllık dostları gibi sosyal medyada canlarım demeye başlamış ve yeni aldıkları yazlığına da sadece çok zengin dostlarını ve kocasının çevresini davet etmeye başlamıştı.
Hayat çok şey öğretiyor insana.
Özür dilemek yerine bahane sunanları, kıymet bilmeyip insanı kaybetmekten korkmayanları ve yanında kendi değerini küçültmek isteyenlerden uzak durmayı ve onları aslında silmen gerektiğini bilmen gerekiyor!.
Körün gözü açılınca ilk önce bastonunu kırarmış misaliydi yaşadığım. Tüm hedefi ,havası bol zengin bir koca ve zengin bir hayata bel bağlamış biri, böylesine sonradan görünce midesi asla hazım yapamazdı.
Neydim ben ne oldum misalinin şaşkın kibrini yaşıyordu.
Geçmişini unutan , geçmiş dostlarının yerine yenilerini koyan o vefasızları biz insan yerine koyduğumuz için insanlardı aslında.
Konuşmaya bile değmeyen insanlara, anlam yükleyen bizleriz aslında.
Bir insanın kalitesi, çok seylere sahip olduktan sonra, geçmişini ve geçmiş yaşantısını ve sıkıntılı en zor günlerinde kimin yanında olduğunu unutmaması ve onlara sahip çıkmasıyla ölçülür.Ama bunun için de kalite şarttır işte!..
Ben onu hiç aramazken, en son bana büyük bir miras kaldığını duyunca aramıştı beni.
Bana telefonda " o kadar çok çağırdım seni.Hiç gelmiyorsun ama.
Çok özleştik gel lütfen.Kırılacak bir sey mi oldu da bilmiyorum ben.Ben senin gibi küsmem, arkadaşlığa sığmaz çünkü bu" demişti.Ben son derece soğuk bir ses tonuyla" Ben de küsmediğim için telefonunu açtım zaten.
Eski günlerimizin hatırına.Yalandan dolandan, sırlardan, ruhu fesat insanlardan ve beni üzecek herşeyden uzak durmayı öğrendim geçte olsa.Çok şükür.Senden de uzak duruyorum böylece, üzgünüm.
Seni de anlıyorum ama.Sonra dan görünce insanın bunu anlaması zor tabi.Arkadan oğlum arıyor.Allaha emanet olun, hoşçakal." deyip telefonu kapattım.
Feridem;
"Sen sen ol hayatta birini çok iyi tanımadan, geçmişini iyi bilmeden hiç kimseye ne güven ne de dost ol!.
Uslup insanın karekteridir unutma!.
Neyi değil, nasıl söylediğin çok daha önemlidir.
Uslubu yerinde kullanırsan eğer, dobralığın mertliğe, kulağa çirkin gelecek sözlerin ise ahlâka yakışır, inceden çalan bir saza dönüşür .
Böylece kimseyi acıtmazsın.
Seni acıtan, kıran hiç birşeyi de içinde tutmazsın, hiçbirşeyi idare etmeye kalkmaz ve hissettiğini görmezden gelip üstünü örtmezsin!.
Sonrasında çok gecikmeden, gördüğün an anlar ve tanırsın elbet.
Kimi mi? "Sonradan göreni!"

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.