SON DAKİKA
Hava Durumu

UMUTLA BESLENEN HAYATIMIZ, HAYALLERİ İLE YAŞAR!

Yazının Giriş Tarihi: 18.06.2026 09:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.06.2026 10:06

80’li yılların o nostaljik tadını güzel yaşamış yaşlı, emekli bir öğretmen ile Çanakkale’de oturduğum bir kafede karşılaştık. Eski bayramları anlatmaya başlayınca dinlemek farz olmuştu bana da hani.

Yaşlı öğretmen, eski zamanların kökleri Balkanlara dayanan bir üniversite öğretmeni idi. Aldı sazı eline, tatlı tatlı anlattı kafedekilere kendi göçmen şivesi ile:

“Bizim zamanımızda tatil mi vardı sanki bire! Her bayram çocukların yolunu gözlerdik. Torunları çokça özlerdik. Tatilleri ve çekirdek dedikleri o küçük aileleri sonradan çıkardılar piyasaya.

Kızanların tek tatil istikameti bizlerdik oysa. Şimdileri bakarım da büyüklere telefon ediyorlar ya da bir saat kadar uğrayıp gönül alıyorlar, sonrasında kaçarcasına tatile gidiveriyorlar.

Kimse kimseyi elleyemiyor.

Kızçelere ise neredeyse sen hizmet edeceksin be çocuğum!

Elinden telefonu düşürmüyorlar bire.

Çok şey konuşamadan, anlamazsın diye kapatıveriyorlar duruşlarıyla senin ağzını. Yorulduğunla kalıveriyon. Ah nerde bire o eski bayramlar… Büyük geniş sofralar, hayallerini kurduğum basit yaşamlar, sallanan salıncaklar, bahçelere kurulan hamaklar… Gelinler, kızçeler hizmet ederdi bire. Akşamları yine rakı sofrası kurulur, çocuklar oyun oynar, bizler de uzun neşeli sohbetler eder, tavla oynar, müzikler dinlerdik.

Ahhh evladım, teknoloji ilerledi, insanlık bozuldu. Büyüklerin bayram neşeleri hayal oldu çocuğum. Bekle gelsinler diye! Nerede biliyin mi? Hepiciği gider tatil yerlerine, hatta torunlar da bazen başka yabancı memleketlere ayrı yere be evladım!

Artık beklemiyik, bayram neşemizi içimize gömdük. Karı koca biz edi ile büdü yaşayıp gidiyirik. Onlar iyi olsunlar, varsın bizim bayramımız onların mutluluğu ve sağlıklı nefes almamız oldu kızanlar.

Ya biz yanlıştık eskilerde… Ya da tüm gelenekleri geçtim çoktan da hani çocuklar insanlığı bitirir gibi bencilleştiler bire. Bilmem ki, ben mi bencilim acaba diyom da zannederim bizim bu çağa kafa basmiyi!

Ne yapalım dedik ve onları uzaktan, hani şu çocukların bana aldıkları görüntülü telefonlarda öpüştük be kızanım.

Bizim bundan sonra aldığımız her nefesimiz umut oldu, hayallerimiz ise çocuklarımızın gelecekte iyi yaşayabilme şartları ve onların mutluluğu! Ah bire eski günler… Onların devri kapandı. Bizler hayal olduk, onlar ise umut bire!”

Öğretmen Mustafa Amca’ya Musti Amca derlermiş.

Bir an o kadar üzüldüm ve de duygulandım ki gördüğüm manzaraya kelimeler kifayetsiz kalırdı.

Musti Amca beni, “Eşim bekliyi, gideyim.” derken,

Musti Amca’nın yanına torunu Mustafa Kemal gelmişti.

“Dedem seni çok merak ettik.” dedi.

Musti Amcam anlamsızca bakmaya başlamıştı. Zaman zaman anlatırken durgunlaşan ifadesiz hâllerini o an anlayabilmiştim.

“Alzheimer dedem, kusura bakmayınız lütfen.” diyerek dedesinin yüzünü sevmişti.

Mustafa Kemal;

“Dedem bir Atatürk sevdalısıdır. Büyükannemi kaybettikten sonra hasta oldu.” dedi ve bizi ağlatarak gitti.

Hayat neydi gerçekten?

Kalpteki güzel niyet, ekmeği paylaşmak, sevgiyi ve merhameti yaşamaktı.

Hayatın verdiği ömür bu kadar kısa iken, geç olmadan birbirine sarılmaktı.

Sevdiğini söylemek değil, gösterebilmekti, yaşatabilmekti.

İşte o zaman umutlar hayal değil, hayat olurdu.

Bilmem anlatabildi mi..!

Neşe dolu, umutla beslenen ve sevginin hiç eksilmesin.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.