SON DAKİKA
Hava Durumu

SEN İSTANBULSUN!

Yazının Giriş Tarihi: 01.08.2026 21:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.08.2026 21:43

Bir yoğurtçu kızı olarak en çok sevdiğim yiyecek yoğurttu. İstanbul'a gider gitmez Kanlıca sahiline gider kanlıca' nın yoğurdunu mutlaka yerdim.
Günlerden pazar aylardan Eylüldü.
Kanlıca'nın sahilinde kanlıca yoğurdu yiyordum yine..
Birden gözüm orta yaşlı bir adama takıldı.
Yalovalı Umut ağabeyimdi bu.Tek başına oturmuş o da yoğurt yiyordu.Yıllar olmuştu onu görmeyeli!.
Kalkıp hemen yanına gitmiştim.
Umut ağabeyim yaşlanmış, çok badere atlatmıştı.
Umut ağabeyim beni görünce gayriihtiyari bir kahkaha attı." Kız sen nerden çıktın "diyerek anında beni yanına oturtuverdi..
Ben de ona" yoğurtçunun kızı ancak Kanlıca yoğurdundan çıkar Umut abim!" diyerek güldüm..
Kanlıca'daki bir öğrencisine eşi özel ders verirken ,Umut ağabeyim de buralarda oturup eşi Leyla 'yı bekleyeyim demiş meğer..
Bizde sohbet gittikçe derinleşirken , Umut ağabeyimin umutla ışıldattığı gözlerinden, ruhuna açılmış çiçekleri görmek beni çok mutlu etmişti.Bunu kendisine söylediğimde teşekkür edip " bana Umut de kız.Zaten hayat yaşlandırdı beni aramızda çok yaş farkı da yok hani.Umut de gitsin hatır için be kızım, sende" diyerek beni güldürmüştü.
Umut 'un çok şeyler yaşadığını duymuştum Yalova'daki ahbaplarımızdan tabiki.Lakin ilk defa kendi ağzından yaşadıklarını dinlemek nasip olmuştu o akşamüstü..
Ve gözleri adeta İstanbul' un denizine dalar gibi anlatmaya başladı.
-"Ah be yazarım.
Nurten teyzeni ,Cahit amcanı yani annemi , babamı küçüklüğünden beridir tanırsın sen.O da muhacirdir sizler gibi.Kimseye, kimsenin işine karışmaz, ortalığıda karıştırmazlardı.Bizimkiler Yalovada iken, ben teyzem ile eniştemin yanında,
İstanbul da hem liseyi hem de Üniversiteyi okudum.Gençlik yıllarım harika geçmişti İstanbulum'da.
İstanbul Üniversitesi Eczacılık fakültesini bitirdikten sonra, kimyagerlerle iş yapıyorduk ki, babam kalbinden çok hastalandı.
Annem acil beni çağırdı.
Sonrasında da sana bir eczane kuralım gel kızanım yanımıza
deyince de, onu kıramayıp Yalova 'ya taşındım.
Nerden taşındım bilmem!.
Bir süre sonra Malatya'dan Yalova 'ya uzun zaman önce taşınmış bir kız eczaneye gelip gitmeye başladı.Hümeyra adındaki bu kız çok tatlı dilli ve çok sıcaktı.Annesi ve babası çok erken vefat edince büyük ablası ile yaşadığını öğrendim.
Hümeyra eczaneme gelip gittikçe onun hayatla olan mücadelesi , güzelliği ve o sohbeti bol tatlı gülümseyişleri karşısında zamanla eriyip gidiyordum.
Benimle arasında 12 yaş vardı.Aşık oldum.4 yaşında annesiz babasız kalmış.
Okuyamamış, imkanları müsade etmemiş belki de dedim.Ben üniversite mezunu idim.
O ise ortaokul mezunu.Hayat ona bu kadar şans vermiş diyerek bunları hiç önemsemedim.
Annem ile babam ise hiç istemedi Hümeyra'yı.
"Oğlum! senin görgün , kültürün ile onun ki bambaşka.Bunu görmüyorsun" deyince sanki onlara inat Hümeyra'ya daha çok ilgim artıyor ve gün geçtikçe ona daha çok bağlanmaya başlıyordum.
Hümeyra,
iki ay kadar çıkmamızın arkasından bana" adım çıkacak ama ben sana aşık oldum ne yapalım işte!" diyordu.Böylece her akşam biz bir yerlere eğlenmeye, gezmeye ve sohbet etmeye gidiyorduk.
Ona ben de aşıktım.Kısa bir süre sonra annemin-" şımarık bu kız, hiç olgun değil oğlum.Lakin biz İstemesekte gönlün var ne diyelim artık hayırlısı olsun o zaman be kızanım" dediğini duyar duymaz ,o hafta Hümeyra nın da tezcanlı hallerinden ötürü olsa gerek, yıldırım nikahı ile Hümeyrayı gelin almıştık..
Yıllar geldi geçti.
Evliliğimiz de fena gitmiyordu hani.
Genelde Hümeyra ne istiyorsa o oluyordu çünkü.Annem de Hümeyra'ya alışmış ona ve onun tatlı diline güvenmeye başlamıştı.
Böylece koca bir 12 yıl geçmişti aradan. 5 yaşında çok tatlı bir kızımız vardı.Adını Hümeyra'ya uygun olsun diye Hürrem koymuştuk.
Eşli bir şekilde gidip geldiğimiz birkaç aile dostlarımız vardı.Bazıları ile çocukluktan tanışıktık.
Hümeyra evliliğimizin son 3 yıl öncesinde kız arkadaşları ile bazen de yalnız tek başına kısa tatillere gitmeye başlamıştı.
O zamanlar Hürrem' e annem bakardı.Ben ise hep eczanede idim.Sadece akşamları Hürrem' in yanında oluyordum. Onunla ya oyun oynuyor ya da onunla resim yapıyordum.
Çocukluktan beridir uzaktan tanıdığım lakin evlendikten 8 yıl sonra samimi olmaya başladığım Adil ile Meryem çifti ile sıkça görüşüyor olmuştuk zaman içinde.
Gel zaman git zaman Adil yakın arkadaşım, Meryem ise kızımın ikinci annesi gibi olmuştu.Meryem resim öğretmeni idi.Benim Hürremim ise; resim yapmaya dünden gönüllü, resme aşık küçücük bir kızdı .
Bazen benim dışarıda işlerim olduğunda, Hümeyra eczanede dururdu.O zamanlar,
Hürrem ya annem de kalır yada iki sokak ötedeki Meryem ile Adil'in evinde resim yapardı.
Üç, dört
günlüğüne Ankara da, Ankara da yaşayan Üniversiteden arkadaşlarımla Türk eczacılar birliğindeki toplantıya katılmak ve Ankaradaki önemli işlerimi halletmek için Ankara' ya gitmem gerekti. Hümeyra-" Sen gelince hep beraber hafta sonu Meryemler ile pikniğe gidelim aşkım" demişti.
Ve beni öperek yolcu etti. Akşam 22.00 gibi Hümeyra beni yolcu ederken,içimde nedensiz ve tarifsiz bir sıkıntı hissetmemi kendimce çok garip bulmuştum.
Hürrem uyuyordu.
Onu da uyurken öpmüştüm.
Çoğunlukla bu saatlerde uykuya dalardı benim cici kızım.
Bir kaç saat sonra daha çok yolum varken, yolda Üniversiteden bir arkadaşım aradı beni.
Arkadaşımın hatırlatmasıyla, yanıma almayı unuttuğum çok önemli bir dosyanın eksik olduğunu fark edince mecburen Yalova yoluna,gerisin geriye evime geri dönmüştüm.
Saat gecenin ikisini geçiyordu.
Ailem uyuyor diye kapıyı çok yavaşça anahtar ile açmıştım..
İçerden sesler geliyordu.
Alacağım dosya yatak odamın gizli çekmecesinde idi.Odanın kapısındaki telaşın sesleri, beynimde koca bir kara bulut oldu çok uzun zaman.Ahh...
yazarım.Sana nasıl anlatsam bilmem ne yazılır ne anlatılır.Ama çok acıtır bir bilsen!.Ne gördüm biliyormusun.
Koca bir aptal olduğumu.!
Adil, eşim dediğim Hümeyra'nın sevgilisi imiş meğer.
Hümeyra benimle tanışmadan önce, Adil ile bir müddet çıkmış sonra da ayrılmışlar.
Son 6 senedir de Adil ile uzun süren bir ilişkileri varken, ben tatlı bir uykuda masal aleminde yaşıyormuşum meğer .Adil ilkokuldan arkadaşımdı ve mühendisti .Ama biz hep mesafeli idik. Yıllar sonra Hümeyra ve Meryem sayesinde samimi olmuştuk.
Memleketin eskimeyen eski çocuğu derdim ona ..Nerden bilebilirdim ki, Hümeyra'nın da eskisi olduğunu.
Beynimden aşağıya doğru o an, sürekli kanlar aktı da aktı!..
O an inan, ateşle yanan çok çılgın bir andı.Ama ben aklı selim davranıp, İstanbul beyefendiliğimi koruyarak, Adil' e "sessizce defol git buradan.
Ahlaksızlar, sahtekarlar birdaha gözüme sakın gözükme!" dedim.İçimden o kadar çok şey koptu ki, anlatamam ki!.Kelimelere sığmaz zaten.Aklım beni sürekli uyarıyordu ve şiddetle sesleniyordu. "uyuyan Hürremini düşün ne olur!, onun psikolojisi maf olur .Kızın çok mühim , sağlam dur sen! Ne olur bana sen yardım et Allahım!" diyordu.Hümeyra bakışlarımın karşısında " eski sevgilimdi beni ayarttı.Anlatırım!" deyince " bavulunu hazırla ve bu evden çıkıp git!Çocuğa annem bakar bu konuyu şu an konuşmayacağım.Ankara'dan gelir gelmez boşanacağız.Sen kendini bitirdin" dedim.
Lakin bu çökmüş ruhumla Ankara'ya nasıl gidip geldiğimi inan hiç bilmiyorum.
Emindim sanki.Ben değil hayaletim yaşıyordu..
Annem ile babamı o gece acil aradım. Sonra size herşeyi anlatırım diyerek kızımı onlara teslim ettim.
Ankara'dan gelir gelmez boşandım.
Ama kafamda dolaşan çok büyük ve kötü bir soru vardı.
Hürrem benim kızım mıydı?.Allahım! benim kızım olsun küçüğüm diye yalvardım Allahım'a..Yalnız şuna emindim. Kızım, benim olsun olmasın onunla bağım çok büyüktü.
Bazen annesi, Hürrem onu yanına isteyince" geceleri uykum kaçıyor yanına çağırınca beni uyuyamıyorum , sen git Umut lütfen" deyince ben Hürremin yanına gider, canım kızımla yatardım.Nasıl babası olmaktan vazgeçerdim ki onun.
Diyelim, onun
biolojik babası olmasamda o babasını ben biliyordu ve ona olan bağlılığım değişemezdi.
Onun hayatınla oynamaya hakkımız yoktu.Yıkılmış bir durumda, canım yana yana DNA testi istemek zorunda kaldım.Çokça şükür ki, benim kızım çıkmıştı..
Kızımın bir süre sonra velayetini aldım.Annesiyle sadece hafta sonları görüşecekti.
Annesi bir müddet sonra Adil ile evlendi.Gururlu Meryem ihaneti öğrenir öğrenmez Adil'i tek celsede boşamıştı..
Herkes kendi yoluna gitti gibi gözükse de, kendi içimdeki cam kırıkları beni günden güne kırıp dökmeye başlamıştı..
Bütün hayatım ise, işim ve küçüğüm dediğim Hürremim olmuştu..Aradan tam 1 buçuk yıl geçmişti ki, ben halen iyi değildim .
Duymuşsundur elbet, bu arada tek yardımcım annem kanser olup öldü..Altı ay sonra da 1999 depremi ise bizi mahvetmeye yetti..Babam, benden 13 yaş küçük olan yeğeninin yeni taşındığı eve gitmişti.
Depremde,
kuzenim engelli kaldı, babamı ise kaybetmiştik..
O kadar çok dağılmıştım ki, Hürremimi annesine vermek zorunda kaldım.Aralarda annesi ile mecburen konuşup kızımı görüyordum.
Kızımın tüm maddi ihtiyaçlarını karşılıyor ama onun da psikolojisini bozmamak adına onu yanıma alamıyordum artık.Sigara içmeyen bir adamdım ben. Sigara ile bulutlu bir arkadaşlık nasıl da kurmuştuk. Gündüzüm bile gece olmuştu ne yazık ki..
Bir gece
Yalova'nın sahil kenarında oturmuş İstanbul'uma iç çekiyordum."Hey gidi İstanbul seni ne çok özledim".diye bağırıyordum içten içe.İstanbul'da geçen çok mutlu günlerime hasrettim ben çünkü..
Sigaram bitmişti.Sigara da yok diye söyleniyordum ki, kendi kendime...
Hemen yan bank'ta oturan bir bayan "benden alabilirsiniz isterseniz , bu saatte uzağa yürümeniz lazım aksi takdirde" dedi..
Ben ilk önce sesimi çıkarmadım sonrasında sert bir şekilde " istemem " demiştim.
Oradan kaçarcasına uzaklaştığımı hatırlıyorum.
Kadınlara karşı öfkeli olmamalıyım dedim hep kendi kendime.Ama belki de birçok şeyi başarabilmem için
yardıma ihtiyacım olduğu kesindi.
Uzman bir yardıma ama..
Hürrem' in annesi bir gün beni aradı ve" kızımın okul toplantısı var ama ben gidemeyeceğim işim var lütfen sen git.Sınıfı ve öğretmeni değişti "demişti. Böylece okula mecburen ben gitmiştim..
Sınıf öğretmeni bana, resim dersinle ilgili ciddi bir problemi var deyince resim öğretmeni ile konuşmak için öğretmeni aramaya koyuldum..Lakin çok şaşkındım.
Resim aşıklısı kızımın nasıl resim hocası ile problemi olurdu ki.!
Bulamayınca öğretmeni, okulun bahçesine çıkıp bir sigara yaktım.
Yanıma bir kadın geldi ve bir tanede benden içebilirsiniz dedi..
Sahilde bana sigara uzatan kadındı bu.
Ben anlamsızca yüzüne bakarken o kendini tanıttı."Ben Öğretmen Leyla.Kızınızın resim öğretmeniyim.
Kızınız resmi çok sevdiği halde resim yapmıyor.
Derdimiz psikolojik.
Sanırım sizi çok özlüyor Umut bey!Hadi gelin beraber bu sorunu birlikte çözelim."dedi..
Kadın bir psikolog edasıyla beni rahatlatmıştı.
Tanırsın sen o kadını yazarım senin dayının kiracısıydı.
Ben,
"Aaaa..!
Hatırladım.
Annem söylüyordu.Sana çok iyi geldiğini." dedim.Ve umut anlatmaya devam etti.
"Hayat çok garip bir şey.Kızıma yardım edelim derken Leyla bana da yardım etmişti.Umut'a uzattığı eli, adeta bir umut ışığı eliydi.Kaç kere sessiz çığlıklarımı duyup , gözümden akan yaşlara ,
acılarıma şahit olmuştu ve hangi ara benimle dost
olmuştu bilmiyordum.
"Bana güven kızın da sende çok iyi olacaksın!
Hürrem eskisi gibi güneşi çizecek.Beyaz kağıda simsiyah resimler çizmek yerine,baharla dolu yazları, deniz ile doğayı resimleyecek görürsün" dedi..
Beni ilk götürdüğü yer, psikiyatristti .
Çok kavga ettim kendimle.Seni de üzdüm ama her defasında bana kızmadan, beni terk etmeden, dostça beni her düştüğüm yerden yukarı kaldırdın sen.Bunu nasıl başardın Leyla sen" dediğimde ona.Bana-
"Annemi kaybettiğimde çok küçüktüm. Beni cici annem büyüttü.Annem ölünce anneme aşkından yaşayan ölü olan babamı da her düştüğü yerden cici annem kaldırmıştı.Belki çok küçükken öğrendiğim bir şeydi bu.İnsan gibi insansan, beklentisi olmadan dostluk yaparsın Umudum" dedi.
O günden bir süre sonra yavaşça elini tuttum ve Leyla ile sevgili olmayı başarabildim.
Kimseye güvenemem sanmıştım.Lakin yanılmışım.
Kızım annesinin yanında, annesi ikinciye doğum yaptıktan sonra, oturdukları evde çok yalnız kalmaya başlamış .Bu yalnızlık ve ilgisizlik, onun psikolojisinin bozulmasına neden olduğu gibi yeterince sevgi alamadığı için değersizlik hissi ile resim çizmeyi bırakmış meğer..
Leyla, Hürrem' in herşeyini çocuk psikoloğu olan arkadaşının da yardımı ile çözebilmişti. Daha sonrasında Leyla'nın babası vefat edince , Leyla İstanbul Kuzguncuk' taki evine geri dönmek istedi.
İlk eşini geçirdikleri trafik kazasında kaybeden Leyla , maalesef anne de olamıyordu.
Ama anne olmak için doğurmak gerekmiyordu.
Ana yüreği taşımak ve güzel anaç bir ruha sahip olmak yeterli idi.
Bir müddet sonra Hürrem in velayetini ben geri almıştım.
Annesi hiç itiraz etmeyip adeta mutlu olmuştu sanki.
Şaşırmamıştım doğrusu.
Annesinin bambaşka bir hayatı vardı artık yeni çocuğu ve kocası Adil ile.
Çok şükür diyerek ,
Kızım Hürrem'i yanıma aldım ve Leyla' nın o can dostu sımsıcak elini sıkıca tuttum.
İstanbul 'a geldiğimize çok mutluyduk.
Yalova'daki eczanemi kapatıp İstanbul'da Leyla ile yeni eczanemizi açtık.Adını da
" Nefes " koyduk.
İstanbul bize hep nefes olmuştu çünkü.
Yalova'daki birkaç malımı da satarak, İstanbul 'da kızım ile bizim geleceğimiz için yatırım yaptım.
Leyla'nın babasından kalan eve de tadilat yaparak hemen yerleşiverdik.
İstanbul benim hayatımın mutlu yüzü idi sanki.
Umut ellerinde mutluluk yine başlamıştı.
Leyla ise gülümseyerek,
" Leyla mecnununu çölde buldu İstanbul'una getirdi" diyordu.
İstanbul 'a geldikten iki ay sonra benim doğum günümdü.Kızım ile Leyla bana kocaman bir pasta yaptırmışlardı.
Hürrem bizimle çok mutluydu.
Artık yaşından da büyük musmutlu resimler çiziyordu.
Leyla ise bir taraftan özel gitar ve piyona dersleri veriyordu.Malum rahmetli babası Üniversite'de müzik öğretmeni imiş. Leyla hayatı boyunca müzikle de uğraşır olunca annesiz büyümesine rağmen mutlu bir çocukluk yaşamış.Bu yüzden de Leyla bize hep"Önemli olan sizin çok değerli olduğunuzu ve size kendinizi iyi hissettiren, hayatınıza pozatif sımsıcak bir sevgi ile dokunan yanınızda hep var olacak olan canlarınızın olmasıdır" der.
Doğum günü pastamın üstünde " SEN İSTANBULSUN" yazıyordu.
Sevincimden inan yazarım ben hem güldüm hem ağladım.
Leyla'ma sarıldım ve dedim ki;" Sen beni hayata döndürdün Leyla!.
İstanbul hayat sen nefes oldun.Esas sen İstanbulsun!.Bu mecnun sana kurban olsun."
İşte böylece buralarda çok şükür mutluyuz.İnsan umudunu hiç kaybetmemeli yazarım." deyince,
ben de Umuda dedim ki, " Ağlattın beni İstanbullu..
Sen İstanbulsun! gerçekten....."????

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.