
Torun, Perşembe Yaylası ve Çobantepesi başta olmak üzere Aşağı ve Yukarı Göltepesi, Delmece, Taşkesiği, Ericesu, Yalmanaltı, Durnalık, Karaovacık, Killik Yaylası, Hamastus Obası, Kayıncık Obası ve Yeni Oba gibi birçok yayla ve obanın benzer risklerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Yapılan açıklamada, söz konusu alanların yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda hayvancılık, su kaynakları ve bölgesel yaşam açısından da büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Açıklamada, bölgede yürütülen maden sondaj çalışmalarının yargı süreci devam ederken yeniden başlatıldığına dikkat çekilerek, 8 Mayıs 2026 tarihinde yapılması planlanan bilirkişi keşfi öncesinde sahada çalışma yürütülmesinin kamuoyunda tartışmalara neden olduğu belirtildi.
Keşif öncesinde sahaya girişlerin kısıtlandığına yönelik iddiaların da yer aldığı açıklamada, bu durumun şeffaflık ilkesi açısından soru işaretleri doğurduğu ifade edildi. Torun, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Yaylalarımızın meselesi yalnızca Çobantepesi ya da Perşembe Yaylası ile sınırlı değildir. Aynı bölgede bulunan tüm yayla ve obalarımız doğrudan tehdit altındadır. Bölgede yürütülen sondaj çalışmalarının hukuki dayanağına ilişkin ciddi tartışmalar bulunmaktadır. Keşif günü beklenmeden sahada faaliyet yürütülmesi kabul edilemez.”
Anayasa’nın 56. maddesine de atıfta bulunulan açıklamada, çevrenin korunmasının hem devletin hem de vatandaşların sorumluluğu olduğu hatırlatıldı. Yaylaların mera vasfı, doğal yaşam ve su kaynakları açısından hayati öneme sahip olduğu belirtilerek, bu alanlarda yapılacak tüm çalışmaların hukuk, bilim ve kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
KAK Çevre Derneği yetkilileri, 8 Mayıs’ta gerçekleştirilecek bilirkişi keşfi tamamlanana kadar bölgede yürütülen faaliyetlerin durdurulması çağrısında bulundu.
Açıklamada yer alan değerlendirmelerin, kamuoyuna yansıyan bilgiler ve bölge halkının beyanlarına dayandığı ifade edildi.